Menü
Resimler
Sponsorlar

Sponsorlar
Burdasınız: Şiirler 

Eger birgün Peygamber efendimiz evimize gelirse...!

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz
ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden
çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler
yapacağınızı...

Biliyorum ama

Böylesine şerefli bir konuğa
açacağınızı en güzel odanızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en
iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,

Onu evinizde görüyor olmaktan
mutluluk duyacağınızı;

Gerçekten evinizde ona hizmet
etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,

Efendimizi evinize doğru
gelirken gördüğünüzde,

Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa onu içeri almadan önce,
aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri
çarçabuk saklayıp

Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

Peki hala Amerikan filimlerini
seyredecek misiniz

televizyonda?

Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız
aceleyle,

O size kızmadan önce?

Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış
olmasını mı dilerdiniz,

Hatırlayamadığınız en son çirkin
kelimeyi...

Peki ya dünyalık müziğinizi,
kasetlerinizi de saklayacak

mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,


Kitaplığınızın raflarında
tozlanmış,

Hadis kitapları mı
çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin
verecek misiniz?

Yoksa teleşla ne yapayım
diyerek,

Sağa sola mı koşturacaksınız?


Merak ediyorum:


Eğer Peygamber Efendimiz,


Bir kaç günlüğüne sizinle
birlikte yaşasa,

Yapmaya devam edecek misiniz,


Her zaman yaptığınız şeyleri?


Ailenizdeki sohbetler eski
halini koruyacak mı?

Her yemekten sonra sofra duası
etmeyi,

Yine zor mu bulacaksınız?


Hiç yüzünüzü asmadan,


Oflayıp puflamadan,


Her vakit namazınızı kılacak
mısınız?

Ya sabah namazı için,


Sıcacık yatağınızından,


Erkenden fırlayacak
mısınız?

Peki ya yine mırıldanacak
mısınız,

Her zaman söylediğiniz
şarkıları?

Ve okuyacak mısınız,


Her zaman okuduğunuz kitapları?


Peki bilmesine izin verecek
misiniz,

Aklınızın ve ruhunuzun
beslendiği şeyleri?

Yoksa hiç bilmemesini mi
isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:


Gideceğiniz her yere
götürebilecek misiniz Peygamberi de?

Yoksa birkaç günlüğüne değişecek
mi planlarınız?

Tanıştırmaktan onur duyacak
mısınız en yakın arkadaşınızı

onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı
umardınız,

Peygamberin ziyareti bitene dek
birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık
yüreklilikle,

Onun kalmasını ister misiniz
sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...


Yoksa rahat bir nefes mi
alacaksınız,

Ziyareti bitip gittiğinde?


Gerçekten bilmek ilgi çekici
olabilir değil mi?

Bilmek ve düşünmek,


Eğer bir gün Peygamber Efendimiz
ziyaretinize gelse

Yapacağımız şeyleri...


Eğer bir gün Peygamber Efendimiz
ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden
çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler
yapacağınızı ...

ÇANAKKALE ZAFERİ ŞİİRLERİ

ÇANAKKALE DESTANI

Yıl 1915
18'indeyiz Martın.
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
Geçilmez bu boğaz...
Geçilmez bu boğaz...
Bizi
Ne topun yıldırır,
Ne kurşunun.
Çünkü artık
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz...
Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
İşte fırladık siperden.
Sırtına yüklenmiş kahraman
Seyit 276 kiloluk mermiyi,
Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
Denizler yanıyor,
Dağlar yanıyor.
Zafer bizimdir artık
Düşman zırhlıları batıyor...
Türk'üm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
Kimimiz gazi.
Hiç değişmez bu yazı.
Dünyada her yer geçilir belki
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..

Fahri ERSAVAŞ

 

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
 
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
 
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
 
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Necmettin Halil ONAN

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
 
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
 
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Mehmet Akif ERSOY

 

ÇANAKKALE DESTANI

YİDİM / ŞEHİDİM

Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim
Her karşı toprağım kutsaldır benim
Uğruma binlerce şehitler verdin
Al kanla yazıldı tarih defterim

Vurulup koynumda yatan yiğidim
Kıyamette elbet sana şahidim
Bu vatan uğruna gitti gençliğin
Göklerden verildi rütben şehidim

Vatan bir cehennem gibi yanıyor
Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor
Suskun duran millet bir uyanıyor
İttifaklar Mehmetçiği tanıyor

Kahramanlar burda çoktur seçilmez
Şehitlik şerbeti kolay içilmez
Bir nefes anında umman geçilir
Bilinir ki Çanakkale geçilmez

Burası Türklerin ebedi yurdu
Her Mehmet bir tabur düşman vurdu
Böylece tüm dünya şanın duydu
Yedi Düvel mecbur selama durdu

Dinle beni dinle anla ey gencim
Yiğitler koynumda artar direncim
Atanın yazdı takvime göre
Seninle akranım ben de çok gencim

Huzurla şad olsun ruhu atanın
Pişman oldu soyu bana çatanın
Sonsuza dek sana kutsal vatanım
(Bu)Övünç binlerce kefensiz yatanın

Ey gencim ecdadın bedel ödedi
Uğratma namerdi yurduma dedi
Üzme sen Ata’nı incitme emi

Görevi ilahi bilincindendi
Şöhreti saygıyla söylenip geldi

Güngören 18.03.00
İSTANBUL
Zeki İ. KIZILIŞIK


Türkiye - Yozgat - Şefaatli - Radyo - Resimler