Menü
Resimler
Sponsorlar

Sponsorlar
Burdasınız: Yazarlar 

Sen Üşüdün bizim içimiz dondu koca Reis

Ismail Karabulut

O suçsuz yere yattığı Mamak zindanlarında yazdığı şiirlerinden birisinde ‘Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum’ diyordu.Ve helikopterle Kahramanmaraş’tan Yozgat’a giderken çok sevdiği Halikı’na ulaştı. Yüce Yaratan Kuran-ı Azimüşşan’da ne buyuruyor: İnna Lillahi Ve İnna İleyhi Raciun

Şanı yüce olan Allah'a hamdolsun! Biz, O'ndan geldik ve yine O'na döneceğiz (bakara 156)

Her fani gibi o da vakti geldiğinde görevini yerine getirdi ve Rahmeti Rahmana kavuştu. Şimdi geride kalanlara, dava arkadaşlarına düşen onun fikir ve mücadele hayatını doğru anlayıp bunu kendi hayatlarına yansıtmak olmalıdır. Muhsin başkan her şeyden önce iyi bir Müslüman ve Türk milliyetçisiydi. Türk-İslam Ülküsü onun yegane davasıydı.

 

' BU DAVA ÖZÜDÜR İSLAMİYET'İN
BU DAVA GÜNEŞİ, MAZLUM MİLLETİN,
BU DAVA, HERŞEYDEN, HERŞEYDEN ÇETİN,
BU YOLDA DERT, HÜZÜN, GURBET BİZİMDİR.'

 

O, Türk-İslâm kültürüne, Türk-İslâm medeniyetine, Türk-İslâm Ülküsü'ne bağlı, Türklük şuur ve vakarına, İslâm aşk ve aksiyonuna sahip, Türklüğü bedeni, İslâmiyet'i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, dünya Türklüğü'nün, İslâm dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmek için bir ömür tüketti. O, İslâm imân ve ahlâkına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, büyük Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslâm'ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahipti. O ülkücü hareketin yiğit evlatlarından, örnek şahsiyetlerinden bir tanesiydi. O adam gibi bir adamdı. Vefatından önceki son konuşmalarından bir tanesinde ne demişti: ‘Ölümün ne zaman geleceği belli olmaz, insanın hayatın bir saniyesine bile hükmedecek gücü yok. O halde bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir hayat için fırıldak olmaya gerek yok. Dürüst olacağız, doğru olacağız, doğru yaşayacağız.’ Dediği gibi yaşadı Muhsin başkan. Çizgisinde hiç bir zaman kırılma olmadı onun. O inandığını yaşayan bir dava adamıydı. O aksiyon sahibi bir gençlik lideriydi. O vizyonu olan bir devlet adamıydı. O insani yönü çok güçlü olan bir gönül adamıydı. O ahde vefa sahibiydi. O iyi bir aile babasıydı. O Türkiye’nin tanımakta belki de geç kaldığı örnek şahsiyetlerden, liderlerden bir tanesiydi. O kendisine yapılan tehditlere aldırış etmeden ve davasından ödün vermeden yürüdü. O hep ölüme hazır yaşadı. Ölmeden önce ölmeyi bilenlerdendi o.

 

Güle Güle Muhsin Başkanım

Allah Rahmet Eylesin

Mekanın Cennet, Makamın Firdevs olsun

 

İsmail Karabulut

 

 

 

Yerel Seçimler Yaklaşırken Adaylara Tavsiyeler

Ismail Karabulut

29 Mart mahalli idareler seçimlerine az bir süre kaldı. Adaylar seçimi kazanmak için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Bu süreci en iyi değerlendirip halkın gönlüne giren aday ipi en önde göğüsleyecek. Tabii bunu yapabilmek içinde öncelikle ilmi metotları iyi bilmek zorunluluğu vardır. Artık adayların karşısında daha şuurlu ve ne istediğini bilen seçmen kitleleri bulunmaktadır. Hamasi söylemler ve karşısındakileri kötüleyerek seçim kazanma dönemi gerilerde kaldı. Bu bağlamda önümüzdeki yerel seçimlerin başta Şefaatlimiz olmak üzere tüm Türkiye’miz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allahtan niyaz ederek adaylara bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

 

-Dürüstlükten asla şaşmayarak, sosyal belediyecilik anlayışıyla Siyasi PR’ı birleştirecek bir aday başarıyı yakalayabilir.


-Seçim süreci başladıktan sonra adayların ve aday adaylarının büyük çoğunluğu dedikodu düzeyine varan boş konuşmalarla halkın karşısına çıkma gafletine düşmektedir. Eften püften vaatler, dedikodu üzerinden prim yapma ve günlük çözüm önerileri üretmek yerine, doğru bir vizyon belirlenerek vatandaşların karşısına çıkılmalıdır. Bir aday, rakibini kötülemek, karalamak yerine ondan daha üstün, çalışkan ve becerikli bir yönetici olduğunu halka inandırmaya çalışırsa daha yararlı olur. Çünkü seçmen, ‘onu kötülüyorsun ama sende ne var, bir de onu göster?’ diye bekleyecektir.

 

-Çağımızda geleceğin belediye başkanı olmayı hedefleyen biri, O'na göre öncelikle "Ne istediğini bilen, söylediklerini eyleme geçirebilen özgüven taşıyan ve duyusal keskinliğe sahip olan" özellikler taşımalıdır.

 

-Duygu gelmeden, davranış gelmez. Bir aday düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeli.

-Beden dili kullanımını bağlamında, tokalaşma çok önemli. Davranış biliminde "ölü el", "artist el" ve  "elektrikli el" gibi tanımlar vardır.  Samimi tokalaşmanın önemini büyüktür. Bunu ihmal etmemeli.

-Kelimelerin çok güçlü olduğunu unutmamalı

-Ses tonu önemlidir. Sese samimiyet yansıdığında evet cevabını almak daha yüksek olasılıktır.

-Stres, öfke, heyecan, endişe, kaygı, şartlanma ve önyargı gibi negatif düşüncelerden arınmalı.

-Tutku+inanç+vizyon+güven denklemini iyi bilmeli

-Sandığa giden yolda işleri doğru yapmak yerine doğru işleri yapmalı

-Başkalarına görünmeyeni görebilme vizyonuna sahip olmalı

-Rakiplerine karşı yumuşak davranış kalıbı içinde olmalı

Seçildikten sonra da insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan, önce insan anlayışını benimseyerek çağdaş belediyecilik uygulamalarını Şefaatli`de yaşayan tüm halkımıza en iyi şekilde sunmalı. İnsanımızın hali ile hemhal olan, derdi ile dertlenen sevinci ile sevinen, olaylara fil dişi kulelerinden bakan değil de halkın içinde olan ve onlar gibi düşünen ayrım yapmadan herkese eşit mesafede duran bir  anlayış içerisinde olmalı. Yani eski tabirle tam manasıyla bir şehremini ''Yani kentin her şeyini emanet edebileceği insan olmalı.

 

Merhaba Saygıdeğer Hemşerilerim

Ismail Karabulut

Bir Avrupa futbol şampiyonasını daha geride bıraktık. Milli takımız oynadığı futbol ve aldığı derece ile hepimizi gururlandırdı. Böyle bir başarıya milletçe ihtiyacımız vardı. Ama bunun anlamı gurbette yaşayan bizler için bambaşka. Yıllarca gerek sportif ve gerekse diğer alanlarda Avrupalıya karşı eziklik hisseden biz gurbetçiler artık başımız daha dik dolaşabiliyoruz. Bu tip başarılar her alanda özgüvenimizi daha da artırıyor. Millet olma şuuruna pozitif etki yapıyor. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyor. Söz birlik ve beraberlikten açılmışken aynı duyarlılığı memleket meselelerinde de göstermemiz gerekmiyor mu? Sadece vatandaşlar olarak değil, siyasi partiler, devletin kurumları sivil toplum kuruluşları vb. neden asgari müştereklerde bile anlaşma sağlayamıyor. Neden güzel vatanımızda hep milletimizi siyasi tercih,mezhep, etnik köken vb. konularla bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürülüyor. Neden medyamızın bir kısmı adeta milli ve manevi değerlerimize savaş açmış durumda ve çifte standart yayınlar yapıyor. Halbuki bu memleket hepimize yetecek kadar büyük ve zengin nimetlerle donatılmış. Yeter ki pastadan büyük payı ben alacağım mücadelesine girişmeyelim, hakça ve dürüstçe bir paylaşım yapalım. Yeter ki farklılarımız kavga sebebi olmasın. Yeter ki bu memleket sadece benim ve benim gibilerin demeyelim. Yeter ki küçük fakat benim olsun mantığıyla hareket etmeyelim. Yeter ki ..................... ve yeter ki bağrından nice imparatorluklar çıkarmış bir millet olarak birbirimizle sımsıkı kenetlenelim. İşte o zaman Türkiye kabuğunu kırar ve işte o zaman aşamayacağımız hiç bir engel kalmaz. Milli şairimiz merhum Mehmet Akif’in şu güzel sözlerini kulağımıza küpe etmemizin zamanı geldi de geçiyor:

 

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!”ne

 

Yine Mehmet Akif’ten güzel bir şiir ile yazımı noktalıyorum. Sağlıcakla kalın ve Allah’a emanet olun.

 

Ayrılık Hissi Nasıl Girdi Sizin Beyninize?

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,
Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?

Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,
Aynı milliyetin altında tutan islam'ı,

Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.
Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...

Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..
Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!

Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;
Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.

Diye dursun atalar: 'Kal'a içinden alınır.'
Yok ki hiç bir kişiden... Millet-i merhume sağır!

Bir değil mahvedilen devlet-i islamiyye...
Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.

Bırakın eski hükümetleri meydandakiler
Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!
işte Irak'ı da taksim ediyorlar şimdi.

30 Muharrem 1331
27 Kanunuevvel 1328
1913  

Mehmet Akif Ersoy

 

Memleketim

Ismail Karabulut ismail@kral66.com

Merhaba Kral66.com / Şefaatli.de sitesinin değerli ziyaretçileri, saygıdeğer hemşerilerim, Bundan böyle bu köşeden sizlerle belli aralıklarla beraber olmaya çalışacağım. Konu ayrımı yapmadan spordan siyasete tarihten memleket meselelerine kadar her konuda görüşlerimi sizinle paylaşacağım. Gurbette yaşamamız ve memleket özlemi çekmemiz itibarı ile ilk yazımda sizinle memleket hasreti üzerine hasbıhal etmek istiyorum.

Memleket hasreti başkadır gurbette olanlar için.Şair ne güzel ifade etmiş bu durumu:

Her bayram acı acı
Sızlar burnumun ucu
Batsın gurbetin tacı
Vatanımı özledim 

Havası, toprağı, suyu, dostlar, doğup büyüdüğümüz, köyüm dediğimiz yer kısaca memleketin her şeyi özlenir. Çünkü memleket tüm hasretleri içinde toplamıştır. Hiç gidemeyecek olanlar beni "memleketime, köyüme gömün"diye vasiyet eder yakınlarına. Dostların ayak seslerini duyarız ümidi ile gören gözlerimiz göremeyecek, havasını içimize çekemeyecek olsak bile kendi toprağımızın sarmasını isteriz ölü bedenlerimizi. Özlemek, sevmek ve alışkanlıkla ilgili karışık bir duygudur. Kimi şeyleri ya sevdiğimizden yada ona alıştığımızdan özleriz. Memleketimiz, dostlarımız, annemiz, babamız, hayatımızda bir anlamı olan sevdiklerimiz yada varlığına alıştığımız şeyler bir an kaybolunca, yok olunca, yada ondan ayrı düşünce özlemek başlar. Özlemek alıştığımız yada sevdiğimiz şeye hasret duymaktır onu yeniden kavuşma isteği onu yeniden yaşama isteğidir. Memleket hasreti de böyle bir özlemdir, ondan ayrı kalınca, ondan uzak düşünce, havasını, suyunu, insanını, taşını, toprağını böceğini, kedisini köpeğini bile özlemeye başlarsınız. Memlekette yaşamakta, elimizde iken farkına varamadığımız, kıymetini bilemediğimiz nice şeylerden birisidir. Hep bilinen bir şeydir;maalesef bir insanı veya elimizde bulunan bir kıymeti o veya bu şekilde kaybettiğimiz yitirdiğimiz zaman çok kere değerini anlarız. Onun için biz gurbette yaşayanlar buram buram memleket hasreti çekerken, buradan anavatandaki kardeşlerimize içinde bulunduğunuz nimetlerin kıymetini bilin diyoruz. Değerini anlamak için illa o kıymeti kaybetmeniz gerekmesin. Hayat bir istasyonsa kaçan bir fırsat hiç bir zaman son tren olmasın.

Değerli hemşerilerim, dedik ya gurbette yaşıyoruz memleket hasreti çekiyoruz diye. Yazımı gurbette yaşatan ve memleket, ana baba, eş dost, kısaca bin bir türlü hasret çeken insanımıza ithafen bir şiirle noktalamak istiyorum. Bir dahaki yazımızda görüşünceye dek sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun

Gurbet Akşamları 

Hiç istemem yine gelir,
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur,
Batar gurbet akşamları.  

Öldürecek beni dertler,
Bende geçti bini dertler,
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları.  

Bilmiyorum dertten gamdan,
Zevk mi alır intikamdan?
Kanlım gibi şu yakamdan,
Tutar gurbet akşamları

Şimdi akşam bak şu anda,
Zindandayım ben zindanda,
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları  

Acılara beler beni,
Kesip doğrar diler beni,
Parça parça böler beni,
Yutar gurbet akşamları.

Memleketim ilim obam,
Kavim, gardaş, dost, akrabam,
Gözlerimde anam, babam,
Tüter gurbet akşamları. 


Sefaatli.de Yazarlari

Memleket üzerine o kadar çok yazi varken benimkinin bir degeri olur mu bilmiyorum. Memleket içinde memleket vardir içinde özlemleri barindiran. Nasil?diye soranlarin oldugunu duyar gibiyim. Türkiye içinde Yozgat, Yozgat içinde sirin mi sirin Sefaatli ve bunun içindede bir çok özlemi barindiran yürekler....

Sevinçleriyle, acilariyla, güzel insanlariyla bir baska hava katar Ülkeme sirin Sefaatli'm Sefaatli'nin en göze çarpan özelligi insan profili açisindan Ülkem insanini aynen yansitmasidir... Vefalidir Sefaatli insani HACI BAYRAM'LARA okudugu Fatiha' lar kadar, gururludur Sefaatli insani etrafindaki tepeler kadar, belli etmez acilarini ...

1954 yilinda ilçe olan Sefaatli bizlere göre Yozgat bölgesinin en sirin ilçesidir ne de olsa herkesin gülü kendine güzel kokar...Içerisinden geçen zaman zaman yatagina sigmayan bazen de olabildigince sakin olan kanak adi verilen irmak sanki Memleketim insaninin halini anlatmakta bana. .Ilçemizin etrafini çeviren tepeler sürekli göç veren hemsehrilerimize durun gitmeyin diyormus gibi sanki....

Yillarca kaderine terkedilmis sirin Sefaatli yeniden kurulur REIS ile birlikte. Tarihler 1993ü gösterdiginde bir ..........aksami bir aci haber yayilir memleketimin her kösesine, köyüne,bucagina ‘'REIS kaza yapmis'' herkes birbirini arar en ufak haber almak için zaman durmustur sanki durgun memleketimde. Kolay midir bu aciya katlanmak,gariblerin babasi , gençlerin abisi Sefaatli'nin kurucusu REIS'i kayip etmek. Günlerce,aylarca belki de yillarca devam eden hüzün, aci, gözyasi ile birlikte rahmetler..

Sefaatli'yi anlatan birseyler yazmak için kalemi elime aldigimda Rahmetli REIS ile ilgili birseyler yazmaliyim diye düsündüm. Vefalidir memleketimin insani. REIS'IMIN RUHUNA FATIHA....

Terkedilmisliginden kurtulan memleketim bu tarihten sonra kendine yakisir hizmetleri almaya baslar ancak sosyallesme noktasinda eksiklerini kapatamamak en büyük problemi olmaya devam eder son dönemlerde hayat geçirilen birkaç proje disinda. Bu konudaki problemleri çözmek için konu tespitlerini iyi yaparak uzun vadeli projeler hayat geçirilmesi gerektigini söylemeden geçemeyecegim.

Ilçemizde hemen hemen her evde issiz bir yada birkaç kisinin bulundugunu düsünmek gerçekten insana aci vermektedir. Ilçemizden birçok bürokrat yetismesine ragmen bu konuya herkesin göz yummasi ve ilçe gündeminde son siralarda olmasi biz gençleri üzdügünü belirtmek istiyorum. Bizler yani gençler diyoruz ki: Ankara'ya yada baska herhangi bir yere gidince memleketini unutan insanlar ister bürokrat isterse ne olursa olsun bizlerde onlari UNUTACAGIZ... Çünkü gururluyuz....

Bizler sunu istiyoruz; Sefaatli' li olup ve memleketimdeki tabiriyle Yüksek Makamlar da bulunan insanlar yada güzel Sefaatli' mizi yöneten Degerli Yöneticilerimiz ister atanmis isterse seçilmis olsun halkimizi kucaklasin hemsehrilerimizle bütünlessin ve ortaya güzel icraatlar çiksin Memleketim insani mutlu olsun....

Mesela kötümü olur bir aksam bir insanimizin kapisini çalsalar beklenmedik bir anda misafiri olsalar onlarin dertlerini, sevinçlerini yada ilçemiz insaninin problemlerini onlarin agzindan dinleseler onlara moral verseler ,hallerini hatirlarini sorsalar bir fincan kahve içip kirk yil hatir biraksalar (Sefaatli'de yasadigim çocukluk çaglarimda sahsen böyle bir davranisla karsilassaydim hala unutamayacagimi düsünüyorum). Bizler böyle bir ani hiç yasamadik ve yasamiyoruz....

Günümüz Türkiye'sinde Sosyal bir gerçek olan Seçkin-Halk arasindaki uçurumun küçük ve sirin ilçemizde bile olusturulmaya çalisilmasina çocukluk yillarimda bile katlanamiyordum bir çok akranim gibi...

Biz Sefaatli'li gençler olarak sunu söylüyoruz; Saygideger Büyüklerimiz bir gün sira bize de gelirse sizin yaptiklarinizi yapmayacagiz. Memleketimizde fakirin, zenginin,dertlinin, sevinçlinin, çocuklarin,büyüklerin,köylünün,sehirlinin ve memleketimizin her sokaginin tasinin, topraginin,ekmeginin,asinin hep yaninda olacagiz hem de HIÇ DEGISMEDEN.....

MEMLEKETIMIZE SAHIP ÇIKACAGIZ....

Kadir Tokat

10.11.2005

Türkiye - Yozgat - Şefaatli - Radyo - Resimler